4Yeni Üye 4 Şifremi Unuttum
 
Ana Sayfa
Gaziantep
Gezilecek Yerler
Oteller
Şirket Rehberi
M.Mücadele Kahramanları
Gaziantep Yemekleri
Hakkımızda
Fotoğraf Galerisi
Download
Linkler
İletişim
">
  e-gaziantepANKET
Sitemizi dizayn ve içerik bakımından nasıl buldunuz?
İkiside Süper
İkiside İyi
Dizayn İyi İçerik Kötü
İçerik İyi Dizayn Kötü
İkiside Kötü
  e-gaziantepDÖVİZ
 
Arama
 


'Sokak çocuğu' değil 'sokaklarda yaşayan çocuklar'....


Ben 3 yıl İstanbul sokaklarında yaşam mücadelesi    verdim.

Çocukların gözüyle İstanbul çok renkli, büyük bir şehir...
   Rengarenk ve tılsımlı...


Bu çocuklar geleceklerini sokaklarda kaybediyorlar!...

Öncelikle kendi hikayenizi anlatır mısınız ?
Ben Çin Halk Cumhuriyeti Uygur Özerk Bölgesi'nden Keşmir'e göç eden bir ailenin çocuğum. Biz 3 erkek kardeşiz. Okula başlama çağımız geldiğinde, o bölgenin vatandaşı olmadığımız için Birleşmiş Milletler'in yardımları, Türk Hükümeti'nin onayıyla 1969 yılında Türkiye'ye geldik.

1 yıl İstanbul'a misafirhanede kaldıktan sonra ailemin bakacak durumu olmadığı gerekçesiyle Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'na verildim. 4 Eylül 1981 yılında 18 yaşımı doldurdum. Reşit olduğum ve okula devam etmediğim için yurttan çıkışım verildi. O günden sonra 3 yıl İstanbul sokaklarında yaşam mücadelesi verdim. Askerden geldikten sonra 1985'te Hürriyet'e girdim. 2 yıl gazete paketleri taşıdım. 1986'da İstanbul Üniversitesi'nin pedegoji bölümünü kazandım. Hürriyet'te beni gece çalıştığım çalışmam gerektiği için danışma memurluğuna aldılar. Ardından1987 yılında gazeteciliğe başladım.1989'da Hürriyet İkitelli'ye taşındı ve işten çıkarıldım. O dönemde aldığım tazminatla Yunanistan, Avusturya, Fransa, İtalya, Yugoslavya ve Bulgaristan'a gittim.O ülkelerdeki çocuk evlerini inceledim. 'Kimsesiz çocuklara nasıl bıkıyorlar, onlar için neler yapılıyor ?' görme şansım oldu. Tabi bunun çok faydasını gördüm. Yurtdışından döndüğümde Elele dergisinde muhabirliğe başladım. 1994'e kadar oradaydım.

Sokak Çocukları projesi nasıl çıktı?
Dernek ne zaman kuruldu?
Ben lise mezunu olduğum için sokaklarda yaşadığım zamanlarda pek kötü şeylere bulaşmadım. Üniversite yıllarımda ise arkadaşlarla kendi aramızda topladığımız paralarla da onlara yardım etmeye çalışıyorduk. Fakat bunun yeterli olmadığını gördük. 5 yıl sonra 14 Temmuz 1992 bu sokakta bir binanın 5. katında derneği kurduk. ( Beyoğlu - İmam Adnan Sok.) Adı Barınacak Yeri Olmayan Çocuk ve Gençleri Koruma Derneği'ydi.1 yıl boyunca çalıştık ama insanlara istediğimizi anlatamadık. 'Sokak çocukları' halka çok yakın gelen bir isim değil ama hedef kitlemiz, kurtarmak istediğimiz çocuklar onlardı. Derneğin adını Sokak Çocukları Derneği olarak değiştirdik. 94 -95li yıllarda ancak kamuoyu desteği alabildik.

' Sokak çocuğu' kimdir?
Birçok tanımı var ama 24 saat sokakta yaşayan, ailesinden kopuk olan geçimini sokaktan sağlayan çocuklar unlar…
Bunlara son zamanlarda madde bağımlılığı olan ve suça yönelenleri de ekleyebiliriz.Bu çocuklar aynı zamanda aileleri ile problem yaşayıp evden kaçan çocuklar… Bu arada biz 'sokak çocuğu' yerine 'sokaklarda yaşayan çocuklar' demeyi tercih ediyoruz.

İstanbul'da en çok hangi bölgelerde bu çocuklara rastlıyoruz ?
Çocuklar en çok Beyoğlu, Eminönü , Kadıköy, Yenikapı, Üsküdar, Ümraniye, Bostancı ve Bakırköy bölgelerinde yaşam mücadelesi veriyor. Barların, kafelerin olduğu, tiyatro ve sinemaların olduğu yerler buralar. Çünkü çocuklar eğlence merkezlerinin ve kalabalığın olduğu yerleri seçiyorlar. Çocukların geçim kaynakları bu mekanlar. Yemeği, ilgiyi ve sevgiyi burada buluyorlar. Burada insanların çocuklara acıdıkları için yemek yedirerek, para vererek bizim yaptığımız çalışmalara zarar verdiklerini bilmeleri gerekiyor. Çünkü bu çocuklar kendilerine acıyan bu insanları çok iyi kullanıyorlar.

Bu konuda devletin sivil toplum örgütleriyle yürüttüğü bazı çalışmalar var.
Evet bu konuyla devletin sivil toplum örgütleri ile ilgili yaptığı bazı çalışmalar da var. Kadıköy Belediyesi, Bakırköy Belediyesi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği,Umut Çocukları Derneği, İstanbul Çocuk Barosu, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu, İstanbul Valiliği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Çocuk Polisi var. Bu kurumlar biraraya gelip İstanbul'da sokaklarda yaşayan ve çalışan çocuklar için ciddi anlamda çalışmalar yapıyorlar. 98'den beri Devlet Bakanı Hasan Gemici'nin ve Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü'nün çalışmaları ile Küçüklbakkalköy'de 22 yataklı bir yer açıldı. Kadiköy'de 40 kişilik bir gençlik merkezi var. Florya Çiroz'da 60 kişinin kaldığı bir yer var. Ayvansaray Eyüp'te 22 yataklı bir yer var. Kemerburgaz'da devlete ait 250 yataklı bir merkez var. Bakırköy'de Umut Çocukları Derneği'ne ait 40 yataklı bir yer var. Dolapdere'de gece barınağı adı altında 22 yataklı bir yer var. Yine Beyoğlu'nda 75. yıl Gençlik ve Çocuk Merkezi adı altında bir yer var. Tabi bunun dışında devletin özellikle Mersin, Adana, Antalya, Bursa, Ordu, Trabzon, Urfa, Diyarbakır olmak üzere gibi Türkiye'nin birçok yerinde yaptığı bunun gibi çalışmalar var.

Peki ne gibi çalışmalar yapılıyor ?
Sağlik, rehabilitasyon, eğitim, mesleki eğitim, aileleri ile ilgili sorunlarına yönelik çalışmalarımız var. Sağlık ve rehabilitasyon sorunları ile ilgileniyoruz. Askere gittiklerinde takip ediyoruz. Sokaklarda suç işleyip cezaevine girenlere hem avukat, hem de parasal destek veriyoruz. Ziyaretlerine gidiyoruz. Ailelere teslim ettiğimiz çocuklarımızın teslim sürecinden sonraki genel durumları konusunda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Bu çocukları topluma kazandırmak için biz 'birey' olarak neler yapabiliriz?
Öncelikle bu konuda bilgi sahibi olmanız gerekiyor. Bunu ya medya kanalıyla ya da bizzat dernekte çalışarak yapabilirsiniz. Ben İstanbul halkının birşeyler yapmak istiyorlarsa derneğe gelip üye olmalarını ve bu gücü birleştirmelerini tavsiye ediyorum. Derneğe üye olmasalar bile gönüllü olarak çalışabilirler.Çocukları sinemaya, tiyatroya, geziye götürebilirler. Okuma yazma öğretebilirler. Özel yetenekleri olan insanlar vardır : Resim, müzik, spor faaliyetleri…Bunları çocuklarla paylaşabilirler. Branş öğretmenleri, izcilik, doğa faaliyetleri ile uğraşmış kişiler vs. proje bazında çocuklarımızla çalışabilirler.

Peki bu çocukları neden dışlıyoruz?
Medyada çıkan olumsuz haberler … Bu olumsuz durumlar genellendiği için tüm çocuklar yargısız infazla karşı karşıya kalıyorlar. Vatandaş olarak bu işi yapan çocukların - ki onların da yasal yollardan cezası veriliyor - olaydan sorumlu olduğunu, tüm çocuklara genellenmemesi gerektiğini idrak etmesi gerekiyor. Bence en önemli bakış açısı bu olmalı: Bir kamyon şöförü her gün kazalara sebep oluyor, ama tüm kamyon şöförlerine mal etmiyoruz. Ya da bir doktorun hatasından dolayı yanlış birşeyler yapabiliyor, o olaydan sadece o doktoru sorumlu tutuyor, tüm doktorları genellemiyor. Ama aynı duyarlılığı bu çocuklarda gösteremiyoruz.

Ben kim bu olumsuz olaylara bulaşmışsa sadece ve sadece o kişinin kanun önünde cezalandırmasından yanayım. İnsanların bu olaylarda genelleme yapmamaları, yapanlara karşı da her türlü önlemi almaları, bu çocuklara sevgi ve saygıyla ve önyargısız yaklaşmalarını tavsiye ediyorum. Bu işten kurtulmamız için en güzel yolu bu çocuklara sevgi ve saygıyla sahip çıkarak, bunu sürekli hale getirmek gerekiyor. Mesela vatandaşlarımız duyarlı olsa her ay 1 milyon bile verseler bu derneğin gücü akıl almaz boyutlara gelir. Çünkü herşey parada bitiyor aslında. Böyle kriz dönemlerinde bizim işimiz daha da zorlaşıyor. Çocuklar artıyor, yardım azalıyor. Destek kaybediyoruz, insanların inancı kayboluyor.

Üzeyir Garih Cinayeti'nde yargısız infaz yapıldı!..
Umut Çocukları Derneği'nin çok fazla çalışması var. Örneğin sokak çalışması...Çocukların ayağına kadar giderek onları ikna etmeye çalışıyoruz. Onun dışında Dünya Bankası ile 1999 yılında yaptığımız bir çamaşırhane projemiz var. 1 yıl onlar bizi desteklediler. 2 yıldır da derneğimizin özkaynakları ile çamaşırhane görsel medyada yargısız infaz yapıldı. Bilgiler doğrulanmadan 13 yaşındaki bir çocuğun bu cinayeti işlediğine dair yargılar herkesin gözü önünde, medyada, açık oturumlarda yargısız infaz projemiz devam ediyor. Çocuklara evlerimizde sabah kahvaltısı, öğle yemeği veriyoruz. Saçlarını kestirip, banyo ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Genel sağlık sorunlarını çözmeye çalışıyoruz. Eğitim vermeye çalışıyoruz. Banvit'in bize verdiği destekle, IBM'in iç donanımını kurduğu 22 yataklı bir gece merkezimiz var. Yine Beyoğlu ve çevresinde 18-25 yaş arası gençlere yönelik bir merkezimiz var. Onun dışında BakırköY'de 40 kişilik Umut Evi'miz var. Onun dışında devlet ile işbirliği içinde olduğumuz çalışmalarımız var. En azından halkı bilinçlendirmeye çalışıyoruz.

Bir de sizin de içinde bulunduğunuz İstanbul Valiliği'nin bir projesi var. Bu projede ne gibi çalışmalar  yapılıyor?
Valiliğin 20 Ağustos 2000 tarihli bir genelge var. 13 Eylül 200 tarihinde okulların açıldığı gün yürürlüğe girdi. Sokakta çalıştırılan mendil satan, su satan, ayakkabı boyacılığı yapan, camları silen çocuklarla ile ilgili sorun olduğunda uygulamaları polis karakolları yapıyor, onlara buradaki polisler müdahale ediyordu. Hiç hoş olmayan görüntüler oluşabiliyordu. Şimdi bu genelgeye göre, sokakta çalıştırılan çocukları çocuk polisleri toplamayacak. Valilikçe oluşturulan bir denetleme grubu var. Bu denetleme grubunda Valilik'ten, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'ndan, psikolog ve pedegoglar, bizim gibi görevli kuruluşların elemanları ve çocuk dostu kişiler var. Bu grup sayesinde biz bu çocukları Valiliğin verdiği bir kartla zaman zaman sokak çalışması yapıyoruz. Çocukları Koruma Şubesi yeni adıyla Çocuk Polisi'nden iki görevli sivil giyimli arkadaş da bu grubun güvenliğini sağlıyor. Bu grup sokakta çalıştırılan çocuklara müdahale ediyor.

Çocukların gözüyle İstanbul....
Çocukların gözüyle İstanbul çok renkli, büyük bir şehir... Rengarenk ve tılsımlı...Özgür, günü gününe tutmayan bir şehir...Sürprizlerle dolu, büyülü bir şehir... Bunun bir de perde arkası var ki bu çocuklar geleceklerini kaybediyorlar sokaklarda...Tabi eğitimsiz oldukları için bunu ancak ilerleyen yıllarında farkedebiliyor çocuk. Tiner, bali bağımlısı olmak, suça yönelmek, kendi yaşamlarını kaybetmek, sakat kalmak... O kadar çok şey var ki çocukların başına gelebilecek : Örneğin cinsel tacize uğrayabilirler.

AIDS tehlikesi ile karşı karşıyalar, çocukları suç örgütleri mafyanın kullanma riski var. Yine organ mafyasının çalışmaları ile organlarını alma riski ile karşı karşıyalar. Trafik kazası geçirme, yüksek bir yerden düşüp sakat kalma ya da ölme riskleri var. Kullandıkları maddelerin etkisi ile zaman zaman beyne oksijen gitmediği için beyinlerinde tahrip olma problemi var. Madde bağımlılığı var. Sokakta özgür bir yaşamı var. Sokaktan elde ettiği kolay para kazanma durumu var. Tüm bu sebeplerden ötürü onları sokaktan koparmak, bağımlılıktan uzaklaştırmak çok güç.

Geleceğe yönelik projelerinizden bahseder
misiniz ?

Herşeyin başında umut var. Hedefe kitlendiğinizde başarılı olabiliyorsunuz. Biz bu çocuklara ileriki yaşamları için hedefler göstermeye çalışıyoruz. Öncelikle bu kriz ortamında bu işsizlikte bu çocukları üretime dönük projelere yönlendiriyoruz. Örneğin seramik, mum atölyeleri, seracılık, fide yetiştirme gibi üretim alanlarına kanalize ediyoruz. Yani bu çocukların kendi işlerini kendilerinin kurmalarına çalışıyoruz. Bu projelere aileleri de katmayı planlıyoruz.

Hem çocuklar ailelerinden kopmamış olacak, hem de ailenin de ekonomik düzeyini yükseltmiş olacağız. Onun dışında geniş ve farklı bir çocuk profili var. Eğitim almamış, hiç okula gitmemiş çocuklara normal eğitim verilebileceğine inanmıyorum. Onun için M.E.B'nın alternatif eğitim modellerini devreye sokması lazım.


Röportaj : Pelin Ayan


 

Yorum Ekle
 
Arkadaşına Gönder
 
Yazdır
 
Tüm Araştırmalar

 

 

Bu Haber 199 Defa Okunmuştur...