“ADADA DOĞDUM ADADA ÖLMEK TEK ARZUM!”
Röportaj: Gamze SÜMER
- Sayın Başkan biz sizi tanıyoruz fakat kamuoyunda ki insanlar için kısa bir biyografinizi alabilir miyiz ?
1968 Marmara doğumluyum.Adada doğdum, adada büyüdüm Allah nasip ederse adada ölmek tek arzum.İlk ve orta öğrenimimi Marmara’da tamamladıktan sonra tahsil hayatımı bitirip tamamen ticari hayata atıldım.İlerleyen yıllarda taktir gördüler ve Belediye meclis üyeliğine seçildim.Kısa bir süre meclis üyeliğim oldu.2004 Mart seçimlerinden 58 gün sonra başkanımızın vefat etmesi sebebiyle Belediye Başkanlığına seçildim.2004 mart seçimlerinden beri görevdeyim.
- Seçimden önce ada ve ada halkı için neleri hedeflemiştiniz, neler yaptınız, planlamanızda neler var ?
Daha öncede belirttiğim gibi seçimden önce Belediye Başkanlığına değil Meclis Üyeliğine hazırlanmıştım.Ekip olarak bir yön çizip ona göre hazırlanmıştık.Fakat Belediye Başkanlığı görevi bana kaldığı için amaçlanan hedefleri ben üstlendim.Programlarımızın başında Turizmi tekrar adamıza kazandırmak var ve ileriki yıllarda bunu ne kadar başaracağımızı göreceğiz. Eğer başarı sağlayamazsak adamızın ekonomik sıkıntılar içine düşeceği kanaatindeyiz. Bu konuda neler yaptığımızı sordunuz 2 yıllık belediye başkanlığımda fazla bir yol kat edemedim. Daha önümüzde 3 yıl gibi bir süre var öncelikle yarım kalmış belediye otelimizi bitirip ada halkımıza gerçek ev pansiyonculuğu konusunda bilinçlendirmek var.
-Kendinizi Başarılı bir Başkan olarak görüyormusunuz?
Evet iyi bir soru gerçekten ama bence bu soruyu bana değil çevremdekilere sormanız kanaatindeyim. Benim şahsi cevabım % oranına vurursak %50 başarılı %50 başarısızım.
- Her şeyden önce adalısınız, adalı olmanın ayrıcalıklarını sizden öğrenme şansını bizlere tanır mısınız ?
Her şeyden önce bizlerde insanız ada dışında yaşayan insanlardan pek farkımız olduğunu sanmıyorum. Adanın insanı cefakar,hayır sever,insanlarla diyalog kolay kurabilir,
Doğu insanına göre daha şanslıyız. Batı kültürüne sahip olduğumuzu düşünüyorum. Gerçekten adada yaşamanın büyük zorlukları var ulaşımda sağlıkta eğitimde belli bir mücadele vermek zorunluluğunuz vardır. Başarısız bir hayat sürmemek için mücadelede geri kalmamamız gerekmektedir. Dışarıdaki insanlarla ayrıcalığımız bunlardan kaynaklanıyor. Dışarıdaki insanlar sosyal kültürel faaliyetlere daha kolay ulaşabiliyor yada başarılı olabiliyorlar. Adamızın nüfusu çok az olduğundan kültürel konuda fazla adım atamıyoruz. Her şeyde eksik kalıyoruz. Tiyatromuz yok sinemamız yok neden çünkü günümüzde bunlar tamamen maddiyata bağlı etkinlikler. Burada sinema açsanız ekonomik sıkıntıdan dolayı başarısız olursunuz. Adanın nüfusu günden güne azalmakta yaşam şartları zorladıkça insanlar adayı terk etme zorunluluğu duyuyorlar. Onun içinde sosyal faaliyetlerden de faydalanamıyoruz. Ama yinede adada yaşamak ayrıcalıktır diyoruz adada yaşamaktan son derece gururlu ve mutluyuz diyorum.
“BÜYÜKŞEHİRLERE BİZDE GÖÇ VERİYORUZ TUTUNAMAYANALARA İSE KAPIMIZ DAİMA AÇIK”
- Peki sizce adayı terk edip büyük şehre göç eden insanlar büyük şehirde yaşamanın zorluklarını görmezden mi geliyorlar? Çünkü büyük şehirde yaşamak gerçekten çok zor. Giden insanlar başarılı olabiliyorlar mı ?
Taktir edersiniz ki bu göç Türkiye’nin bir sorunu doğuda yaşayan insan nasıl kalkıp büyük şehre göç ediyorsa bizim de hakkımız bizde deneyelim boğulursakta büyük denizde boğulalım hesabı büyük şehrin tadına bakıyorlar. Nitekim bir takım insanlarımız dışarıda da başarılı olabiliyorlar. Başarılı olamayanları da tekrar kucaklıyoruz. Büyük şehir insanlara bazen farklı imkanlar sunuyor şans işi bu başarılı olanlar ise adayı ikinci adres olarak adada ki evlerini yazlık olarak görüyorlar. Bir milyon nüfuslu bir şehirde ticaret yapmakla iki bin beş yüz nüfuslu bir adada ticaret yapmak para kazanmak ilerlemek daha farklı tabi ki. Bu kumarı oynayalım ama başarılı ama başarısız geri dönecek bir evimiz adamız var diye düşünüyorlar. Bu göç bizi tabi ki üzüyor devletimizden büyüklerimizden iş adamlarımızdan destek bekliyoruz. Yeni iş imkanları iş sahaları istiyoruz. Elimizden tutacak toplu çalışma sahaları açacak yardımlar edecek yatırımcılar bekliyoruz. Çok kısır bir döngü bizim ki ticaret 15-20 kişinin eline geçmiş herkesin ticaret yapma ihtimali çok zayıf. Aslında balıkçı kasabasıyız ama bilindiği gibi Marmara denizinde balıkçılık Trol’cülük ve bir takım yanlış avlanma sebebiyle bitmiş durumda.Tabi ki bu sorun sadece adamızın sorunu değil ve bu adamızın çözeceği bir sorun değil bence. Sizde takdir edersiniz ki Marmara Denizi çok büyük bir deniz sadece bizim ilçemizde konulacak bir yasak çözüm olmayacaktır. Biz buradan balıkçı halkımıza denize çıkmama çağrısında bulunsak bunu gerçekleştirebiliriz ama Avşa Adasında ki Tekirdağ’daki Hoşköy deki balıkçıyı engelleyemiyorsunuz. Marmara Denizinde
Balıkçılık yapan herkese bilinçli avlanmayı hükümetimizin sağlana bileceği kanaatindeyim ve bu konuda acil bir şeyler yapılmalı diyorum.
“HÜKÜMET DEĞİŞİRSE DENİZ ULAŞIMIMIZ ÇÖZÜMSÜZLÜĞE GİDEBİLİR KALICI ÇÖZÜM ŞART!”
- İDO sorunu ne aşamada Büyükşehir ile görüşmeleriniz sanırım meyvelerini verdi tabi halkın baskısı da bu konuda artı oldu ne diyeceksiniz bu konuda?
Bu konuda her şeyden önce üzüntülerimi belirtmek istiyorum. Bu sorunun başlığı kesinlikle İdo olmamalıydı. Daha önce adaya ulaşımımız T.D.İ denilen Türkiye Denizcilik İşletmeleri tarafından sağlanıyordu. Fakat şu anki hükümetimizin politikası gereği bu işletme kapanma aşamasına geldi adanın ulaşımı özelleşen T.D.İ ‘nin sonucunda İdo İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesine geçti. Biz tedirginiz tabi çünkü İdo İstanbul Belediyesine ait bir kuruluş ve iki belediye arasında her zaman husumet çıkabilir. Bundan sonra bu tip ulaşım sorunları hükümetin değişmesi ile tekrar yaşanabilir düşüncesindeyim. Ben bunu bakanımıza da sorduğumda bakanımız da aynı şekilde yanıtladı. Tamam simdi İstanbul ulaşımımız tekrar başladı ama tekrar aynı şey olmasın bizim hafta da birdi talebimiz gönül ister ki haftanın her günü sefer olsun ama o da devletimize de ağır bir yük getirir. Çünkü her gün yolcu kapasitesini tamamlayacak yolcumuz yok. Haftada bir günlük ulaşımımız aksamasın dediğimizde bakanımız bu aksama baştan yaşanır ama biz görevde olduğumuz sürece bu hatayı düzeltip seferleri tekrar başlatırız dedi. Ama kimse baki değil bakanımız değişir hükümetimiz değişir yine bu sorun ortaya çıktığında o zaman ki siyasiler halkımız ve belediyemiz bu mücadeleyi verecek ve seferlerimizin geriye dönüşünü sağlayacaktır.Yani kalıcı bir sorun getiremedik İdo konusunda. Belki ileride belediye imkanlarımız daha da genişler ulaşımı İdo değil de Marmara Belediyesi sağlar. Şu anda böyle bir ekonomik gücümüz yok ve bu yüzden İdo’ya bağımlıyız.
- Özelleşmeden önce kış aylarında gemi seferleri nasıldı ?
Özelleşmeden önce kış seferlerimiz T.D.İ. tarafından haftanın 3 günü yapılırdı. Sonra iki güne düşürüldü seferler. Çarşamba geliş Perşembe dönüş Cumartesi geliş Pazar dönüş şeklinde yapılıyordu. Yolcu kapasitesi daha da düşünce haftada bir güne indirilmiştir. Ama hiçbir zaman kaldırılmamıştır. Fakat İdo kış aylarında zarar ediyorum gerekçesiyle seferleri kaldırdı. Burada yaşayan insanların tek vesait ile İstanbul ‘a ulaşmasını engelleyen İdo yetkililerini suçluyorum. Neyse ki hatalarını çabuk anladılar yada çabuk anlatıldı tekrar başlayan seferler için teşekkür ediyoruz.

- İDO yetkilileri biz Marmara Adası ve diğer adalarda yaşayanları mağdur bırakmadık yedi günü Erdek üzerinden ulaşım sağladık diyorlar bu sanırım İstanbul ‘a ulaşmak isteyen yaşlı hasta yada yükü olan insanlar için çok zor bu konuda ne diyorsunuz?
İdo nun da haklı yanı var aslında amaç nedir adadan ilk ana karaya ulaşabilmektir. Onlarda bizim köprümüzü Marmara Erdek arası düşünüyorlar ve bunu haftanın 7 günü sağladılar. Şu anda verdikleri hizmet % 70 %80 ler de bence başarılı bir ulaşımda sağlıyorlar. Ama İstanbul köprüsü de haftada bir ihtiyacımız.
- Adalar belediye başkanları ile beraber yapmayı hedeflediğiniz bir projeler var mı ?
Adaların kendi sorunlarını kendileri çözme yolunda çalışmalar yapmaları gerektiğini düşünüyorum. İlk başta ulaşım sorunu var diyorum. Marmara Belediyesi olarak Avşa Belediyesi Saraylar Belediyesi Erdek Belediye Başkanlığı Tekirdağ Belediye Başkanlığı bir araya gelip özel bir şirket kurup adaların ulaşımını sağlayabilmek gibi bir düşüncelerimiz var önümüzde ki günlerde bununla ilgili ziyaretlerde yapacağız daha kalıcı bir çözüm için gayret vereceğiz.
“BEN KAYPAK DEĞİL ALLAH KORKUSU OLAN BİRİYİM!”
- Kendinize örnek aldığınız bir siyasi kişilik var mı?
Kendime örnek aldığım siyasi bir kişilik kesinlikle yok çünkü ben kendimi bir siyasetçi olarak görmüyorum. Bu soruyu bana ticarette kendinize örnek aldığınız bir kişilik var mı diye sorsaydınız bir çok isim sayabilirdim. Şu an da siyaset yapma keyfine varamadım da açıkçası. Ben tek başıma bağımsız fikirleri ile çalışan bir belediye başkanıyım. Günümüz siyaseti değişmediği sürece hiçbir siyasetçiyi örnek almayacağım. Siyaset ve siyasetçi 7den 70 e beyinlerimizde öyle yer etmiş ki siyasette ufak tefek yalanlar olur ufak tefek kaypaklıklar olur bunlar bana göre işler değil ben Allah korkusu olan bir kişiyim bence yalanın küçüğü büyüğü olmaz siyasetçisin bir takım yalanlar söylemek zorundasın siyasetçisin ufak tefek dolandırıcılıklara alet olmak durumundasın ben bunları doğru bulmuyorum ve bu yüzden siyasetçi değilim diyorum. Sadece Belediye Başkanıyım diyorum ve siyasetle başkanlığı bağdaştırmıyorum.
- Umarım kabul etmediğiniz siyasetçi kimliğinizle bazı siyasilere örnek olursunuz diyorum bende.Ak parti hükümetinin çalışmaları ve özellikle yerel yönetimlerdeki politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Özellikle yerel yönetim politikaları çok başarılı. %90 ı Ak Partili olan Belediye Başkanlarımızın çalışmalarını çok taktir ediyor zevkle izliyorum. Yakın çevremdeki Belediye başkanlarının yerel yönetim politikalarını çok yerinde ve çok olumlu çalışmalar yaptıkları kanaatindeyim.
“VEKİLİMİZ TURAN ÇÖMEZ SAYESİNDE BORÇLARIMIZI KAPATTIK!”
- Adalarda yaşanan sorunları Büyükşehir’in dışında hükümete aktarma fırsatı buldunuz mu ?Adaları temsil eden ilgilenen vekiller var mı bunlarla ortak çalışmalara imza attınız mı?
Sorunlarımızı büyük şehir dışında sayın Başbakanımıza ve bir takım bakanlarımıza aktarma fırsatı bulduk her zaman da hükümetimize yakınız. Sorunlarımızı ileterek
çözüm bulabilecek Bakan, Milletvekili, Başbakan muhatap bulabiliyoruz. Bize en yakın Milletvekillerimizden Sayın Turan Çömez başta olmak üzere tüm millet vekillerimiz bize her türlü desteği ve yardımı göstermektedirler. Ama ekstra ilgi gösteren ve yardımlarını esirgemeyen elimizden tutan bize en yakın Milletvekili sayın Turan Çömez dir. İktidara geldiğimizde büyük bir borç yükü altındaydık bunu ispatladık ve bunu siyasi yanıltmalar altında yapmadık Başbakanımızdan Maliye Bakanımız vasıtası ile bir 500 milyar gibi nakit bir para aldık. Bu paranın alımında en çok etkili olan Milletvekilimiz Sayın Turan Çömez olmuştur. Tamamen onun sayesinde Başbakanımız uygun gördü ve talimat verdi.
- İstediğiniz yardımları da alabiliyorsunuz sanırım hükümetten ?
Ak Parti hükümetinden genel olarak çok memnunuz. Yaptığımız ufak projelere yardımlar aldık. Kanalizasyon yol yada çevre düzenlemesi ile ilgili ufak çapta projelerdi.Bir 100 milyar aldık bir 30 milyar aldık, bir 20 milyar aldık bu ufak çaptaki sorunlarımızı çözümledik. Şimdi yeni projelerimiz için bahar aylarında paralar gelecek yine yaz sonu bu işlerle ilgili çalışmalarımızı hızlandıracağız. Hükümetimizin diğer hükümetlerin göstermediği ilgiyi ve alakayı gösterdiği kanaatindeyiz. Mutlaka bu hükümet süresince adalarda gözle görülür bir değişim olacağına inanıyorum.
- Siyasete girmeden önceki Vatandaş Cem Kırık İle Başkan Cem Kırık arasında ki fark ne oldu?
Aslında çok bir fark yok bence her şeyden önce iyi bir ada vatandaşı Cem Kırık ‘ım ikinci işim Başkan Cem Kırık. Tabi ki Belediye Başkanlığının verdiği bir takım ağır yükler sorumluluklar yüklenmiş durumdayım ama ben vatandaşken de memleketimin sorunları ile birebir ilgilenirdim şimdi de başkan Cem Kırık olarak sorunlarla farklı boyutlarda ilgileniyorum. Yani tek fark elimde ki yetkim diyebilirim.
“HASTANEMİZE ÇOK YAKINDA KAVUŞACAĞIZ”
- Marmara’nın sağlık problemleri devam ediyor! ... doktor ve ekipman hatta tam teşekküllü bir hastane eksikliği var bu konuda ne söyleyeceksiniz?
Marmara Adasının sağlık problemlerinin devam ettiği bir gerçek. doktor ve ekipman hatta tam teşekküllü bir hastane eksikliği olduğu da doğru. Başbakanımızın talimatı üzerine yine Balıkesir Millet Vekili Sayın Turan Çömez beyefendinin sayesinde 30 yatak kapasiteli bir hastane çalışmamız var bu konuyu hükümet gündemine taşıdı. Fakat biz hastane yerini belediye olarak tahsis etmek durumundayız daha önceki yönetimler zamanında böyle bir çalışma bizim aba sırtı dediğimiz mevkide uygun görülmüş bizim meclisimizde değiştirme gereği duymadı aynı yer üzerinde çalıştık. Uygun ve güzel bir yerdi hastane yapımı için fakat doğal sit alanı içinde kaldığından dolayı ufak bir engel ile karşılaştık ama bu engeli de aşmak üzereyiz. Kurulun istediği doğrultuda bir proje gerçekleştirmek sonucu ile sorun çözülmüş olacak. Kurulca tip projeye sıcak bakılmıyor 3katlı 4 katlı hastaneyi üst üste yapmak yerine geniş alana yaygın doğaya uygun bir şekilde yapma talebi var kurulun onları da haklı buluyoruz adamıza da böyle bir hastanenin yakışmayacağı kanaatine bizde vardık. Onun için tip proje yerine tabana yayılmış yeni bir hastane projesi çizimi sağlık bakanlığı tarafından sağlık il müdürlüğüne görev verilmek kaydı ile ihalesi yapıldı şimdi böyle bir proje çiziliyor o projede zannediyorum kurulla istişare altında hazırlanıyor.proje hazırlandıktan sonra en kısa sürede onaylanıp hayata geçirilecek ve 2007 de ilk kazma vurulmuş olacak inşallah. Zaten sağlık problemleri eskiye oranla biraz daha iyileştirilmiş durumda acil hastalarımız buradan Bandırma Devlet Hastanesine balıkçı motorlarıyla ulaştırıla biliniyordu. Buda aşağı yukarı 2 saati buluyordu.45-50 dakika gibi bir deniz yolculuğu ile İlhanlara İlhanlar dan Bandırmaya kadar ambulans yolculuğu ile hasta hastaneye ulaşıyordu. Fakat hükümetimizin Kıyı Emniyet teşkilatından hızlı bir bot tahsis edilmesi ile bu süre 30 dakikaya düşürüldü. Bu botta bir ambulansta bulunan tüm ekipman mevcut doktorumuz nezaretinde taşınan hastalara müdahale edilmesi de mümkün. Bu hizmeti verebilmemizde başbakanımızın gene özel talimatına borçluyuz.
“EĞİTİMEDE EĞİTMENCİYEDE AŞIĞIZ”
-Eğitim ne aşamada ? Kaç okul var?
Marmara merkezimiz de bir lisemiz bir de ilk öğretim okulumuz var. Bunun haricinde Saraylar beldemizde bir ilk öğretimimiz var. Diğer köylerimizde eğitim taşımalı olarak sağlanmaktadır. Öğretmen açığımız yok. Eğitime özel bir ilgim olduğunu söyleyebilirim sürekli öğretmen ve öğrencilerimizle milli eğitimle istişareli olarak çalışmalar yapmaktayız. Özellikle ilk öğretim okulumuza kalorifer sistemi kazandırdık. Belki önemli bir hizmet değilmiş gibi geliyor ama artık sobalı eğitim adamıza yakışmaz diye düşündüm. Öğrencilerimiz niye daha rahat bir ortamda ders görmesinler. Bunu da yine sağ olsunlar İl milli eğitim müdürlüğüne gittik ricada bulunduk böyle okul olmaz dedik sert görüşmelerimiz oldu en kısa zamanda kaloriferimizi istiyoruz dedik ve geçen yılın yarısında yetişti ve bu yılda öğrencilerimiz çok rahat eğitimlerini devam ettiriyorlar. Eksik öğretmene boş derse tahammülümüz yok ve şu iki yılda eğitimimiz bence yol kat etmiş durumda. Eğitim olmazsa olmaz diyorum. Eğitime eğitimciye aşığız.
- Turizm en büyük geçim kaynağı Marmara’nın yeterli imkan sunuluyor mu gelen insanlara? Otellerde yada pansiyonlarda şartlar nedir?Bunu geliştirebilmek için düşünceleriniz var mı ?
Turizm konusunda ben gerçekten üzüntülüyüm neden derseniz yıllarca halkımız turizme gereken ilgiyi göstermemiş. Turizmi bir geçim kaynağı olarak benimsememiş
Geçim kaynaklarımız arasında balıkçılık zeytincilik ve daha önceki dönemlerde kaldı biz taşçılık diyoruz Bedalan mevkiinde çıkan Dolamit ten çok gelir kazandık geçmiş dönemlerde. Turizmi geçim kaynağı olarak görmemenin cezasını çekiyoruz bence çok geride kaldık. İnsanlarımızı turizme yönlendirebilirsek adanın kurtulma ümidi var aksi halde adanın çok kısa sürede çok büyük ekonomik sıkıntıya gideceği bir gerçek. Çünkü balıkçılık neredeyse bitti taşçılık zaten bitti çok ufak çapta zeytincilik kaldı turizme yönelmemiz şart yani. Balıkçılıktaki yanlış avlanma halkımızı turizmden soğuttu. Yanlış avlanmada ne oldu denizden 100 yıllarca alacağımız ürünü 3-5 yılda aldık denizi bitirdik. Kolay para kazandık kimsenin kahrını çekmedik. Sabah denize çıktık doğa deniz ve turist ile uğraşacağımızın kat be katını kazandık ama bitti şu anda balıkçılık şansımız yok turizme mutlaka yönelmemiz gerek diye düşünüyorum ve halkımın da benimle aynı fikirde olduğunu biliyorum. Pansiyonculuğumuzu yenileyecek çalışmalara başlayacağız. Bazı otelci arkadaşlarımızın çalışmalar yapıp kendilerini geliştirdiklerini gözlemliyorum.
-Turizm bakanlığı ile görüşmeleriniz var mı?
Turizm Bakanlığı ile olan görüşmelerimizi biraz geciktirdik önümüzdeki gün ve aylada kendileriyle görüşüp bu konularda destek isteyeceğiz.
- Zeytincilikte bir başka geçim kaynağınız yeterli var mı? Alabiliyor bunu stoklaya biliyor musunuz ?Marmara’nın zeytin sezonunda rekoltesi nedir?
Marmara nın zeytin sezonunda rekoltesi 800 ton ile 1200 ton arasındadır. Takdir ederisiniz ki zeytin doğal bir ürün hava şartları bu rakamların değişkenliğinde önemli rol oynuyor. Toplama süresinden az bir süre önce dolu yağıyor ürünü etkiliyor yaz kurak geçiyor ürünü etkiliyor. Kış ürünü olduğu için zeytin küfeye girmeden bizim diyemiyoruz. Yani sarnıca dökene kadar riski var. Verimin en yüksek olduğu dönem bu geçtiğimiz dönemdi 1200 ton ürün alındı. Marmara Birliğin ilave yaptığı sarnıçta bu sezona yetişti. Şu an Marmara Adası olarak 1000-1200 ton zeytini stoklaya biliyoruz.
Sürekli fidanlama yapmaktayız gelecek yıllarda ürünü arttırmak için çalışmalarımız devam etmektedir. Bugün için adamızda çıkan ürünü stoklayacak depo ve sarnıçlara sahibiz gerektikçe de yeni depolar yeni sarnıçlar inşa edeceğiz. Şu andaki yönetim kurulu arkadaşlarımızın gösterdiği gayretlerle başarı elde ettiler bahsettiğim depoyu da arkadaşların çalışmaları ile kazandırdık. Biz de belediye olarak üzerimize düşen yardımları yaptık temelinden çatısına kadar hiçbir zaman desteğimizi kesmedik istişareli çalışarak ilçemize kazandırdık.
- Marmara denizinde yapacak herhangi bir yat gezisinde uğranıp konaklana bilecek yeterli marinanız var mı ?
Kesinlikle yok. Marmara Adasında böyle bir marinamız yok balıkçı barınağı adı altında inşa edilmiş bir limanımız var. İlçe halkımızın balıkçılık ile uğraştığını da düşünürsek motor sayımız bir hayli yüksek. Bu sebepten yatlara ayıracak çok kısıtlı bir yerimiz var. İlçemize çok acil bir marina inşaatı şart ben bu konuda sürekli düşünüyorum ilçe için iyi şeylerde düşünüyorum ama henüz hayata geçiremediğim projelerim var. Şu an ki balıkçı barınağı olarak kullanılan yerin iyi bir marina inşaatına dönüştürülüp balıkçı arkadaşlara ilçeden biraz daha uzak bir koya ayrı bir barınak düşünüyorum. Bu durumda ilçemizi daha iyi bir görünüme kavuşturmuş oluruz diye hem de yatçı arkadaşlarımıza daha iyi hizmet sunabiliriz diye düşünüyorum. |